Komik.

Ulaş sağolsun, ayaklı internet kütüphanesi vazifesini yine layıkıyla yerine getirdi ve geçen haftaki Fener için opera (yok link mink, çok merak ettiyseniz arayın bulun!) hadisesinden sonra, bu hafta da insanı istemi dışında güldüren iki video’nun kapılarını açtı bana:

Bana kitap al
Sütü seven kamyoncu TEM’e

Evet, fena halde avam ama güldürüyor.. Eğer Frasier kalitesinde bir şey istiyorsanız, bu da alternatifiniz: Black Books’un Manny’si Bill Bailey’den Kraftwerk Tribute!

Yemek Tarifi: Twist üzeri twist ya da House 3×05

Az evvel -nihayet- House’un Fools for Love alt başlıklı s03e05. bölümünü izledik. Bir aylık bir aradan sonra iyi geldi. Cameron’ın giderek sivrilen dili, House’un gereksiz uyumluluğu -kim ne önerirse peki dedi-, ama Foreman’ın sonda attığı çelme ve daha da sonraki House’un “aşırı” hızdan polis tarafından durdurulduğu kısım. İlk defa bir dizinin kahramanı “haksız” sebeplerden ötürü polis müdahalesine uğradığı için sevindim – sonuçta House’da bir adet kötü adam var ve o da diziye ismini veriyor

Bu bölümde Micheal Tritter’ı canlandıran aktörü gözüm fena halde ısırdı, düşündüm durdum, bir türlü bulamayınca da IMDB’yi kontrol ettim. Bana fena halde John Lithgow‘u anımsatan bu amca David Morse imiş. Aşırı sakin görünen bu amcalar gerektiği zaman bu sakinliklerini kullanarak bizi iyice çileden çıkartabiliyorlar da netekim (Lithgow için Blow Out‘u, Morse içinse 12 Monkeys‘i deneyebilirsiniz..) Bu kategoride bir de Boston Public & Legal’ın Anthony Heald‘ını anabiliriz, gene patronun kulaklarını çınlatalım.. 😉

morse/lithgow/heald

Kar II

KAR

Kardır yağan üstümüze geceden,
Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,
Ormanın uğultusuyla birlikte
Ve dörtnala, dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze inceden

Sesin nerde kaldı, her günkü sesin,
Unutulmuş güzel şarkılar için
Bu kar gecesinde uzaktan, yoldan
Rüzgâr gibi tâ eski Anadolu’dan
Sesin nerde kaldı? Kar içindesin!

Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!
Uyandırmayın beni uyanamam.
Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,
Allah aşkına, gök, deniz aşkına
Yağsın kar üstümüze buram buram

Buğulandıkça yüzü her aynanın
Beyaz dokusunda bu saf rüyanın
Göğe uzanır -tek, tenha- bir kamış
Sırf unutmak için, unutmak ey kış!
Büyük yalnızlığını dünyanın.

Ahmet Muhip Dıranas, Kar