dark tower..

geçen gün “drawing of the three“yi de bitirdim, “wastelands“e başladım azar azar.. hala bildiğim topraklardayım ama ne kadar az şey hatırladığımı gördükçe şaşırıyorum.. roland’ın jack mort’la yaşadıklarını tamamıyla unutmuşum. gerçi, 10 sene tabii ki bir şeyler siler ama gene de.. 3. kitapta mir’i (shardik) başta hiç hatırlamıyordum, ne zaman ki susannah başındaki çanak anteni vurdu, o zaman heyecanla hatırladım. Leaning Tower‘daki çatışma tabii ki iyiydi ama yıllar sonra bile heyecanlandığım çatışma halen Tull‘daki çatışma..

Dark Tower/Tull

Hüseyin Geldi!

Bugün yemekte Şakir Hoca, Deniz ve Barış’la Hüseyin’in kulaklarını çınlatmıştık ki, yemekten sonra Hüseyin geldi! Yanında bir de Koreli arkadaşını (Mr. Dongkwan Shin) getirmiş, ben de vatandaşlık görevimi yapıp, arkadaşı pipo ile tanıştırdım, nargile içmesini de salık verdim 8)

Hüseyin’le Mr. Shin, Muğla’daki Fizik Kongresi’ne katılacaklar. Hüseyin oradan yine buraya dönecek, burada bir hafta kaldıktan sonra da gene Kore’ye gidecek. Eşi Yasemin ise, ODTÜ’ye dönmüş.

Hüseyin ve Dongkwan Shin

Mr. Shin ve Mr. Pipo!

evde 2 başına..

bengüm haftasonundan beri rahatsız, izinli, ben de bugün izin aldım, evdeyiz. o uyuyor, ben de hala siteye neresinden birkaç kod daha eklerim, onun hesabını yapıyorum, çoktan şişmiş harddisk’i boşaltmaya çalışıyorum.. dvd’ye yazmış olduğum fotoğrafları hd’den silip bir 5-6 GB kazandım az evvel. kontrol için fotoğraflara göz gezdirirken de bunu buldum:

parış, ben, yasemin, efe, yasemin - 24.06.2005

yasemin new york’a, efeler de chicago’ya gittiler. ilginç olan şudur ki, her birimiz amerika harici yerler isteyip, dönüp dolaşıp amerika’ya gidiyoruz (murathan mungan, avara – ama çok zorlarsam..). bakalım ben japonya’ya gidebilecek miyim.. dün bize eda geldi, onun belçika resimlerine baktık, belçika da güzel yer.. bengü ile başta hollanda veya belçika diyorduk ama sonradan japonya sevgimiz karar verici etken oldu.. bakalım, hayırlısı. aşağıdaki resim, eda’nın belçika’daki çiçek fuarı sırasında çektiği bir resim..

belçika çiçek fuarı

Yıllar öncesinden

Şaka maka 5 yıl olmuş..

timebomb için poster

bir de şu var:

Sütlü Kahve!

o zamanlar, fch’da yaptığım staj sırasındaki photoshop çalışmalarından. epey beğenmiştim, hatta yanlış hatırlamıyorsam, eki sonradan yaptığı bir sitede kullanmıştı.

şimdi bu mesajı yazınca, canım chumbawamba çekti, gittim içeriden aldım cd’lerini.. şimdi çalmakta olan: “The Diggers Song“, “English Rebel Songs“dan. playliste karışık – bir sonraki şarkı timebomb. lise sondaydım, sene 1994, Apolitik dergisi vardı, orada tanıtmışlardı Chumbawamba’yı. Dinlemek bir sene sonrasına nasip oldu. emir amcadan “Anarchy” albümünü almıştım. ahh ahh, ne günlerdi. timebomb da çalmaya başladı; nedense bu şarkı bana hep doris lessing’in “terörist” romanını hatırlatır (nedense! 8) terörist de ne kötü bir kitaptı öyle. doris lessing’in 3 dönemi var: ilkinde afrika anıları, ikincisinde ingiltere, üçüncüsünde ise bilim kurgu. ne ilk dönemi, ne de bilim kurgularını sevebilmiştim ama ikinci döneminde de böyle çatlak kitaplar çıkabiliyor.. mesela “5. çocuk” off! yarıda bıraktığıma memnun olduğum ender kitaplardandır..

3 non-blondes

3 non-blondes, BBC Prime‘da cuma akşamları (22.30) (ve pzt geceleri (01.30)) yayınlanmakta olan nefis bir komedi programı. birbirinden esmer ve topluca 3 hanımın millete yaptığı şakalardan mürekkep. yalnız bizdeki ve şimdiye kadar gördüğüm diğer tüm kamera şakası programlarından farkı, bu bayanların sanatlarını icra ederken, karşısındakini rencide etmeyip, illa ki birileri rencide olacaksa kendilerinin bu görevi kabullenmesi. örneğin bu akşamki programda, otobüste giderken alarmı çalıyor ve ovulasyon evresine girdiğini fark edip, “i’m ovulating, can somebody please do me?” diye etrafından yardım istiyor! 8) başka bir tanesinde ise üzerinde “i’ve just come out” yazılı bir pankartla bağırıyor: “i’m a lesbiaaaan!”.. anlatmakla olmuyor, as usual..

3 non-blondes’dan sonra ise Steve Coogan’ın “I’m Alan Partridge”i başlıyor. Steve Coogan’ı ilk kez “24 Hour Party People”da Tony Wilson olarak görmüştüm ki, o film de şahane idi, Ian Curtis çok çok başarılı bir şekilde çizilmişti. İngilizlerrr! Geçen hafta ise, Jim Jarmusch’un “Coffee and Cigarettes”inde Alfred Molina ile seyrettim.. Gerçi 3-non blondes da, I’m Alan Partridge de 2002 yapımı — BBC Prime temcit pilavı olayında mı? diyecektim ki, Black Adder‘lar geldi aklıma: tamam, yok bir şey.. 8P