Kandil
28 Temmuz 2010 Çarşamba, 05:31
Sülalenin veletlerinden biri kandilimi kutladı. Aramızda takriben 15 yaş olmasından dolayı çok yadırganacak bir durum değil belki ama reca edeceğim, bundan sonra yaşlanıyorum triplerine girdiğimde terslemeyin beni.
[Genel/Geyik] [Hayat/Sürünme Tecrübeleri] | Gönderen: tassadar | Yorumlar (0)
|
Zuma
14 Haziran 2010 Pazartesi, 11:09
Strateji vs. gibi, "Memur Teyze Oyunu" diye de bir bilgisayar oynu kategorisi vardır aslında. (Olası tehditkar yorumlar gelmeden dikkatinizi çekeyim, bağlantıyı sadece 'memur' kelimesine verdim, 'memur teyze'ye değil.) Belki artık azalmıştır, ya da bunların yerini internet almıştır, bilemiyorum ama hani bir devlet dairesine gittiğinizde siz sizinle ilgilenmesi gereken memurlardan birinin önündeki sırada beklerken diğeri saçma sapan bir bilgisayar oynu oynuyordur ya, işte o oyunları kastediyorum. Tez yazmamak için bahane üreten bir doktora öğrencisinden daha fazla emek ve zamanı bilgisayar oyunlarına harcayan tek güruh olarak bu oyunlarda inanılmaz iyi de olabilir bu 657'ler, bir arkadaşın teyzesi freecell'de acayip iyiydi mesela.
Neyse. Efenim Zuma diye bir oyun vardı eskiden sardığım. 'Aksiyon' dozu biraz fazla olmakla birlikte basit-ama-insanın-ömrünü-yiyen oyunlara çok çok güzel bir örnekti. Fazla uzun olmadığı için bir süre sonra bitince ister istemez bırakmıştım. Ne zaman bilmiyorum, Zuma's Revenge çıkmış, bu sefer de adamlar challenge'dır, iron frog'dur filan ekleyerekten teorikte sonsuz zaman alabilecek bir hale getirmişler oynu. Ana fikir bilya tüküren bir kurbağadan ibaret olsa da inanılmaz bağlıyor, bir deneyin derim.
Ve de eğer doktorayı biteremezsem, insanlık mahrum kalırsa yapacağım büyük buluşlardan, uzaylıları kimse durduramaz ve kimse bulamazsa kaybolan televizyon kumandasının yerini; hepsi için bu uyduruk oynu yapanları suçlayın.
[Genel/Geyik] | Gönderen: tassadar | Yorumlar (2)
|
Yazmak ya da yazmamak
2 Mayıs 2010 Pazar, 16:15
Bu bloğun ilk yazısında yazar, "İnsan neden blog yazar?" sorusunu pek derinlemesine olmayarak da olsa irdeleyerek "Kardeşim işim gücüm yok benim, burda acayip geyik çeviricem valla." mesajını satıraralarında okuyucularına iletmişti. Son zamanlardaki sessizliğine bakılacak olursa ise yazarın, bu işsiz güçsüz halinin sona erdiğine, acayip meşgul olduğuna kanaat getirilebilir.
Halbuki yok öyle bir şey. Yani tamam adam oldum olası inekti ama iki dakikalık blog yazılarına zaman ayıramayacak kadar da değil. "Çok meşgulüm, iki kuantum problemi daha çözüp dünyayı kurtarmam lazım." triplerini ancak kızlara asılırken kullanırdı (ki o zaman da işe yaramazdı zaten). Bu aralar biraz fazla yolculuk yaptı (toplam 3 ayda dünyanın etrafını dolanmaktan daha çok yol katetmiş olacak yakında) ama yine ayıp değil mi kardeşim, insan arada bir iki satır karalar di mi? Yazık değil mi "Hani blog, hani yazı, hani hani; neredeee?.." diye ağlaşan o okuyuculara.
Üzülmeyin efendim. Daha sık yazmaya çalışacağım artık. Sanırım.
[Genel/Geyik] | Gönderen: tassadar | Yorumlar (0)
|
İnek olmak
9 Şubat 2010 Salı, 12:56
Yıllar önce (takriben 3-4 yıl olsa gerek) tez hocasını anlatan bir master öğrencisi görmüştüm. Adamın standartlarına çıkmanın ne kadar zor olduğunu anlattıktan sonra "O kadar çok çalışıyor ki ailesi ile haftada bir gününü filan ancak geçiriyormuş..." demişti. Düşünsenize, haftada 6 gün çalışacaksınız; sadece bir tam gününüzde çoluk-çocukla eğleneceksiniz. Breh.
Sonra, CSI New York'da işkolik bir amca vardı (ki hala vardır heralde ama benim ilgi alanımdan çıktığı için kendisinin yok olduğunu varsayabiliriz, ne de olsa dünya benim etrafımda dönüyor). Bir gün bir otel odasından kanıt toplarken iş arkadaşı "Gece uykun kaçınca ne yaparsın?" diye sormuştu, adam da "Çalışırıııım, başka ne yapıcam ki..." demişti de hatun kişiden "Seni değil be normal insanları soruyorum, ipucu arıyoruz burda!" diye zılgıtı yemişti. O zamanlar çok uzak görünmüştü; yani insan gece uykusu kaçınca televizyon izler, bilemedin kitap okur, bilgisayar oynar di mi? Çalışmak da ne?
Bu noktaya kadar okuduysanız yavaştan tahmin ediyorsunuzdur ne diyeceğimi: Evet, artık bu iki örnek de hiç de uzak, olmadığım ya da olmayacağım şeyler gibi görünmüyorlar bana. Ne oldu, nasıl oldu anlamadım ama hakkaten de üniversiteye girdiğim andan itibaren her basamakta daha fazla vaktimi bilgisayar/kitap/kağıt başında öldürür oldum. İyi bir şey mi, yoksa insaniyetten uzak bir yaratığa mı dönüşüyorum göreceğiz. Kalp için de iyi değil derler hırs küpü olmak. Hadi bakalım...
[Genel/Geyik] [Hayat/Sürünme Tecrübeleri] | Gönderen: tassadar | Yorumlar (0)
|
Kahvemin şekeri
19 Kasım 2009 Perşembe, 02:52
Son zamanlarda irademi en çok zorlayan şey kahveme şeker koymamak. Her sabah şeker kavanozuna (ya da dışardan alıyorsam mini mini kağıt şeker poşetlerine ya da sıvı halde bir şey akıtan o acayip makineye) iki üç saniye bakıyorum; o arada beynimde fırtınalar kopuyor, nefsim çırpınıyor. Sonra şeker koyuyor ya da koymuyorum, hayat devam ediyor. Ama ne kadar trişkadan bir hayat kurmuşum kendime yahu; bir aksiyon olmamasını anlarım ama aksiyonun teorisi bile yok üzerinde düşünüp irademi sınayacak.
Bu arada galiba hayatımda ilk defa az önce trişka yazdım. Acaba doğrusu tirişka ya da trışka mı? Sözlükte olur mu? Çok egzantirik durdu yazınca.
[Genel/Geyik] [Felsefe/Dünyayı Kurtarma Stratejileri] [Hayat/Sürünme Tecrübeleri] | Gönderen: tassadar | Yorumlar (2)
|