(Ekli yazı gizli tutmaya çalıştığım ikinci bir blogumdandır, yeni bir projem kapsamında bazı başlıklar altında yayınladığım yazıları yayınlama kararı aldım, bu da o serinin ilki, isimler değiştirilmiş veya kısaltılmıştır)
ferdinand, with hair up-staring, — then like reeds, not hair, — was the first man that leapt; cried hell is empty, and all the devils are here. /Shakespeare/ The tempest.
Olabilir.
yaptığın seçimlerin sonucu, her ne kadar bu seçimlerin iyi ve doğru olduğunu düşünsende, kendini sana özel tasarlanmış bir cehennemde bulabilirsin.
Kilitli bir kapı. Çalışmayan bir zil. (rfs. Jean-Paul Sartre No Exit)
İzolasyon berbat bir şey biliyorum, ama bu yerde herkes birbirinin şeytanı (istemesen ve reddetsende sen bile artık öylesin) ve birileriyle yalnız olmak izolasyondan daha da berbat, zor ve yıpratıcı. Muhabbet edecek kimseyi bulamadıysan da, unutma, bu durum sana özel değil, (msl. Murakami-Folklore for our generation ve bir sürü hikaye, daha henüz benim aynı durumumu görmüş değilim, o bir sürü hikayenin düğümünden bol baharatlı hint yemeği gibi, ama olsun, eminim bu durumda herkes de aynı şeyi düşünmüştür)
burası bir bataklık, çırpındıkça daha çok batıyorum.
sakinliğini koru, sorunu analiz et, dinle, uyanık ve farkında ol, yapman gerekeni yap, değiş, uyum sağla.
ne kadar depresif olursam burası o kadar beni içine çekecek.
SS: SHIFT YOUR PARADIGM Herkes eğlenirken ben niye eğlenmeyeyim?
Jack Kerouac'ın yeni bir romanı piyasaya çıkıyormuş.
Daha önce Jack Kerouac okudum mu? Hayır. İsmini biliyorum sadece.
Sanıyorum bu beatniklik akımı ile Trieste'de tanıştım.
Bana ters biraz,
yani bunca yıldır ezberime ters geliyor, böyle kendimi bir şeyler için feda edesim vardır genelde.
Kabul ediyorum, çocukça biraz.
Bak beatnik deyince kimi hatırladım,
Arkadaşım,
ara sıra beni şehre bırakırdı,
50'nin 60 a yakıncasında yaşta bir bayan,
baştan aşşağıya dövmelerle kaplı,
pek hanımefendi diyemezsiniz yani uzaktan
ama "hanımefendilerle" pek öyle uzun hoşbeş gidemiyorum zaten,
yapmacıklık damarıma basmaya görün, affetmem.
kafetaryamızda çalışırdı.
Eh, gerçekten iyi insanlarla da karşılaştım Trieste'de.
...
kötü bir rüya görüyordum
kötü rüya açık verdi,
rüya gördüğümü anladım
ve bu rüyanın kendime yazdığım bir mesaj olduğunu,
kalkmam gerekiyor, hem de hemen.
...
Denizde hiç kendinizi kaptırıp çok derine daldınız mı?
ciğerleriniz patlayacak gibi, yüzey ne kadar uzakta,
korku,
panik,
acı,
uyanmam lazım, uyanmam lazım, uyanmam lazım
...
önce sakinleş.
gerçeği hatırlamaya çalış,
şimdi ayaktasın,
ama uyuduğun gerçeğini kabullen
tamam
(rüyamda gittim yatağa yattım)
rüyamın içindeki yatağımda, başım yorganın altında,
vücudum şu anda hangi şekilde acaba,
hakikaten bir yatakta mıyım?
Bu yatak nerede?
Ankara'da mıyım?
Bursa'da mı?
İtalya?
Amerika?
Mersin?
Bodrum?
İstanbul?
...
En sonunda
gerçeğim beni gafil avladı,
bu muymuş?
...
Bu ilk defa kötü bir rüyanın kendisinden çok uyanışında beni
sarsışı oluyor.
Dün akşam kendimi kandıracağım tuttu,
Bazen huyum tutuyor böyle,
yaşamak istediğim gibi yaşayasım geliyor.
Bu da benim kötü alışkanlığım,
İyi restoran, güzel yemek, kıvamında şarap,
sonra konser, arkadaşlar falan,
Ah,
herşeye razıyım,
sandığından daha çok şey biliyorum,
bildiğinden daha çok şey yaşadım,
ama hoyratlığını getirme buraya lütfen!
Şimdi zamanı değil, bu gece değil...
Biriktir içinde,
yarın kusarsın istediğin kadar.
...