Birkaç gündür skype'm açık.
Öyle çok açmam Skype falan. Gıcığım. Görmediğim insanlarla konuşmaktan hoşlanmıyorum pek. Gördüğüm insanlar ise ayrı mesele. Sanıyorum konuşmaktan pek hoşlanmıyorum.
Neden bu kadar çok konuşuyorum ve neden şu anda Skype açık. İkisinin de bir nedeni var elbet, acayip nedenler. İnsan psikolojisi işte, çelişkilerim falan...
...şimdilik bunlara girmeyelim.
Biraz önce bir mesele kafamı meşgul etmeye başladı.
Etrafımdaki her şeyi tanımlamaya çalışıyorum,
yok yok, durum daha da vahim,
etrafımdaki her şeye bir isim vermeye çalışıyorum!
isim vermek ne işe yarar?
mesela o şeyi anlamaya yaramayacağı kesin, yani denize "deniz" demekle denizin ne demek olduğunu anlıyor muyum? Hayır. Benim için denize "deniz" demekle "zavzuv" demenin hiç bir farkı yok. İkisi de tek başlarına aynı derecede anlamsız.
düpedüz isim vermek kişisel beklentilerle ilgili birşey. Yani deniz deyince belirli beklentilerim var, deniz dediğim her şeyin bu beklentileri karşılamasını bekliyorum. Hatta ve hatta şart koşuyorum! Kısaca "deniz" adı benim bir şeyden beklentilerimin toplamı. Ne güzel bir alet! İsim tak, ve anlamı üzerinde takılmadan sadece beklenti sahibi ol...
Bir de deniz kendisine "deniz" denmesinden hoşlanıyor mu meselesi var. Yani belki o deniz kendini okyanus olarak görmekten daha memnun olacaktır, gidip kendisine deniz diyerek bir terbiyesizlik yaptın, bir de üstüne beklentilerini karşılamadı diye sürtüşmeye gerek yok değil mi?
Aman üf, Skype'deyim, merak eden beri gelsin. Sonuçları konusunda garanti veremem ama en azından standart geyik muhabbeti çeviririm.
Kitap listemi Joanna'dan özenip goodreads olarak değiştirdim. Bakınız -> tarafta. Bundan sonra çok planlı programlı olacağım okuduğum kitaplarda (2020'de bu yazıya bakar ve güler)
Kalktığımda içimde garip bir his vardı. Kaybolmak gibi, birşeyin raydan çıkması gibi. Meğer çok sevdiğim birisini kaybetmişim. Öyle hiç uyarmadan, birdenbire, dünya daha da yalnız bir yer oluvermiş.
Çalışmak.
Elimden gerçekten de başka birşey gelmiyor.