2019 yılında, 4-15 Ekim arasında, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde Nihan Yıldız Kökdemir’in “Düşevurum” başlıklı sergisi vardı. Orada bir resim beni çok etkilemişti, şu resim:

Hong Kong’da aynı his:

tekrar et, bugün günlerden cuma…
2019 yılında, 4-15 Ekim arasında, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde Nihan Yıldız Kökdemir’in “Düşevurum” başlıklı sergisi vardı. Orada bir resim beni çok etkilemişti, şu resim:

Hong Kong’da aynı his:

Bir bölümü içerisinde tekmil, cinayetten başlayıp katilin kim olduğunun bulunduğu (‘whodunit’) dedektif/polisiye dizilerini severiz biz. Gizem iyiyse, bir sezona yayılanlarını da seyrederiz. Ah bir de cosy olursa tabii, tadından yenmez (“yeter-şart”: yerde kanlar içerisinde ceset yatarken karakterlerden birinin hamburger/sandviç bir şeyler yer durumdayken inceleme yapması). Eskilerden Castle/Psych, son yıllardan Bad Monkey, Only Murders In The Building, daha da yenilerden Death Valley ile High Potential... Only Murders in the Building’de başta Selena Gomez “genç” idi, 3. sezonda artık o da kaderini kabul etti ama yine de Steve Martin ve Martin Short’un yaşlılığı dizinin katarlarından (bu noktada aklıma geldikçe beni kopartan bir detay: mevcut 5. sezondaki yaşlılar tanışma sitesinin adı: “Last Gasp”).


Berber önemli bir iş. Öyle kafanızın estiğine gidemiyorsunuz, bir kere muhteşem hafızaları var bu meslek sahiplerinin, kendi müşterisi değilseniz hemen anlıyor, arada kendi berberinizi bırakıp da bir başka yerde kestirdiyseniz onu da biliyor, böyle değişik bir olay. Ve ben her gittiğim yerde bir berber sorunsalından geçiyorum ilkin. İstanbul’da yaşarken yıllar boyu (üniversite yıllarım) Ankara Esat’taki “Astronot Erkek Kuaförü”nde kestirdim saçlarımı. Ankara ziyaretlerimin arası da maksimum 2-3 ay olduğundan, çok da sorun olmuyordu berberimle evimin arası.
Okumaya devam et “Bir berber(den) bir berbere…”Merhabalar, Şanghay’daki 4. haftamızdan ni hao!
Her şey yolunda çok şükür. 4 Eylül perşembe günü bizim için kritik bir gündü çünkü o gün konsolosluktan haber çıkmasa idi, vize işleri bir sonraki haftaya devredecekti, uzayacaktı, daralacaktı, sıkışacaktı (zaten 1 hafta rötarlı gidiyorduk). Perşembe öğleden sonra haber çıktı, cuma vizeli pasaportlarımızı ve pazar gününe uçak biletlerimizi aldık, pazartesi akşamı Şanghay’a indik.
İlk bir hafta otelde kaldık. Otel kampüsün içerisinde, kampüs çok güzel, yemyeşil, onun içerisinde de bir göl var. Örneğin şu resmimiz o gölün oradan (maşallah maşallah! 8):


Merhabalar, son yazıdan bu yana bir dolu bir dolu şey oldu, anlatayım…
