Hong Kong, Mong Kok…

2019 yılında, 4-15 Ekim arasında, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde Nihan Yıldız Kökdemir’in “Düşevurum” başlıklı sergisi vardı. Orada bir resim beni çok etkilemişti, şu resim:

Nihan Yıldız Kökdemir (2019)

Hong Kong’da aynı his:

Montane Binası (“Canavar Bina”) [Kaynak]
Okumaya devam et “Hong Kong, Mong Kok…”

Yaşlılar ve Turtalar

Bir bölümü içerisinde tekmil, cinayetten başlayıp katilin kim olduğunun bulunduğu (‘whodunit’) dedektif/polisiye dizilerini severiz biz. Gizem iyiyse, bir sezona yayılanlarını da seyrederiz. Ah bir de cosy olursa tabii, tadından yenmez (“yeter-şart”: yerde kanlar içerisinde ceset yatarken karakterlerden birinin hamburger/sandviç bir şeyler yer durumdayken inceleme yapması). Eskilerden Castle/Psych, son yıllardan Bad Monkey, Only Murders In The Building, daha da yenilerden Death Valley ile High Potential... Only Murders in the Building’de başta Selena Gomez “genç” idi, 3. sezonda artık o da kaderini kabul etti ama yine de Steve Martin ve Martin Short’un yaşlılığı dizinin katarlarından (bu noktada aklıma geldikçe beni kopartan bir detay: mevcut 5. sezondaki yaşlılar tanışma sitesinin adı: “Last Gasp”).

Calendar Girls (2002) — Bunlar iyi günlerimizmiş meğerse!… 8))
Üsttekini beğenenler bunu da beğendi???
Helen Mirren & Celia Imre yine gene hep yan yana! Thursday Murder Club (2025)
Okumaya devam et “Yaşlılar ve Turtalar”

İki fülm, bir kipat, bir dizü bir fülm kuşağı… (dürürü-rü, dürürü-rü!…)

Ay içim bayıldı, yok Şanghay’mış, yok Çin şöyleymiş, böyleymiş… Bir taze nefes alalım, bir oh! diyelim, değil mi ya!

Alacakaranlık Kuşağı (kaldı mı bilen acaba? Yok güzelim, Rick & Morty değil, o buna gönderme aslında..)

Spoiler olmasın diye isimler (“titles”) gizlenecektir. “Acaba bu düşündüğüm mü?” diye düşünecek olursanız da eserin yılı falan filan…

Okumaya devam et “İki fülm, bir kipat, bir dizü bir fülm kuşağı… (dürürü-rü, dürürü-rü!…)”

Flora (ve biraz da fauna)

Evimiz yeşillikler içerisinde. Aslında hemen paralelinde metro istasyonu (Nanchen), onun karşısında da alışveriş merkezi (Oasis) var ama peyzaj projesini (şu yaşımda “peyzaj projesi” diye bir laf ettim ya, mimar arkadaşlar sağolsunlar!) güzel yapmışlar, dört bir yanımız ağaçlarla sarılı olduğundan medeniyet içinde değil de, doğa içinde yaşıyoruz!

Sabahları şu görüntüye uyanıyorum:

Perdeleri açın bakın / dışarıda güneş hava gayet aydınlık / perdeleri açın açın / dışarıda güneş var güneş!..
Okumaya devam et “Flora (ve biraz da fauna)”

Alışveriş çılgınlığımız (ve biz…)

Bugün ayın 19’u, 19 Kasım. Bu demektir ki 11.11 geçeli bir haftayı bile aşmışız ama çok çılgın günlerdi gerçekten de. Neredeyse geldiğimizden beri yazmak istediğim bir şeydi Çin’de online alışveriş, kısmet bugüneymiş (ekmeğimizi bile internetten sipariş edip kargoyla aldıktan ve dahi ürün iademizi de yapmayı becerdiğimizden beri artık biz de kurdu olduk gibi gibi bu işlerin).

Daha önce birkaç kere bahsettim, Çin’de aliexpress veya temu yok çünkü onlar Çinlilere değil, ihracat yaptıkları ülkelere yönelik icatlar. Burada aliexpress’in sahibi alibaba’nın alipay’i ve taobao.com’u ile Weixian’ın meitutan’ı ve jd.com’u var mesela, girişte sizden Çin telefonu ve dahi kimlik kartı kontrolü (kimlik kartı yoksa pasaportunuzu) istiyorlar.

Okumaya devam et “Alışveriş çılgınlığımız (ve biz…)”