Güzel sanatlar (lakin yorum da olabilirdi, ayrı girişe gerek var mıydı…)

…ve daha birtakım sorular. 8P

Şaka(?) bir yana, bir önceki girişi yazarken, yazdıktan sonra kontrol maksatlı okurken, ağzında karanfilli mujercitacığı ararken aklıma geldi. Hacettepe’nin (üniversitenin) en sevdiğim yanlarından biri bünyesinde bir adet güzel mi güzel sanatlar fakültesi barındırması. Oradakileri hemen ayırt edebiliyorsunuz biz mühendislerden! Gerçekten çok hoşuma gidiyor. Bir de sık sık eserlerini sergiliyorlar binalarının girişindeki salonda, Eda’yla yolumuzu düşürüyoruz düzenli olarak gezilerimiz sırasında.

Geçen (16 Mayıs) gezimiz sırasında kara kalem çalışmaları vardı, bir tanesini (resmini çekmemişim) bir başka şeye (Hopper’a) çok benzettik, internetten baktık, bulamadık ama biliyorum işte, yatağın üzerinde oturmuş kırmızılı kadın, dışarı bakıyor, yandan görüyoruz… Takıldı kaldı aklıma tabii, neyse, ofise dönünce buldum:

Hopper – Morning Sun (1952)

Hopper yahu! En sevdiğimiz sevdiceğimiz!..

İki-üç sergi öncesinden karakalem çalışmaları pencerenin önünde duruyordu nicedir, aylarca gittik geldik, bir 9-10 tanesi hiç alınmadı, paspartuları ile öylece kaldı, benim de aklıma düştü. En sonunda, işte bir gün gidince (11 Haziran imiş), “Eda, ben bu ikisini çok beğendim, özgürleştireceğim…” dedim, yine de kıyamadım tabii, açık bir kapıdan başımı uzattım, karşıma çıkan hocaya kendimi tanıttım, durumu anlattım, şansıma hoca da yakınen tanıyormuş ilgili öğrenciyi, rica ettim, iletişim bilgisini verdi, bir yemek ısmarlamak niyetim ama eylülü bekliyorum, okullar açılsın hele bir. 8)

Ofisimde, girince, kapının üzerine astım çalışmaları, kıskanmayın diye paylaşmıyorum ama bir üstteki paragraftaki hocadan öğrendiğimize göre “kör kontur çizimi” denilen bir teknikmiş — kağıda bakmadan çiziliyormuş.

Ne diyecektim yorum olsaydı, tamamdır, Bilbao’dayken birkaç kitabın notunu aldım, birisinin kapağı idi işte beni bu yorum-girişi yazmaya iten:

Joel Dicker – La Desaparición de Stephanie Mailer (2018) (orijinali Frenk incirice)

Başka başka hangi kipatların notlarını almışım? Kayıt düşeyim:

(bunun da orijinali Amerikanca)

ile:

Mark Kurlansky – The Basque History of the World

Kurlansky’nin kipatını oradayken okumaya başladım, güzel ama -büyük bir ihtimalle farkına varmadan- kendi kanısını tarihi gerçek diye yutturmaya çalışması biraz soğutuyor. Espanyolca olan diğer iki kipata gelirsek, İspanyolcam hiçbir şekilde kitap okuyabileceğim bir seviyede olmadı (şarkı sözü, haydi şiir olsa vale ama düzyazı hayatta que no!..), Fransızca felsefe kipatlarını şakır şakır hatmeden bir Efe olamadım İspanya’da, yanlış anlama olmasın. Peki İspanyolca bilmiyorum da niye not aldım? 1-Kapak, 2-Arka kapak yazısı. (bu da bana kapak olsun) — ya ne kadar (“biraz.”) gereksiz oldu bu giriş. Neyse.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir