İki fülm, bir kipat, bir dizü bir fülm kuşağı… (dürürü-rü, dürürü-rü!…)

Ay içim bayıldı, yok Şanghay’mış, yok Çin şöyleymiş, böyleymiş… Bir taze nefes alalım, bir oh! diyelim, değil mi ya!

Vıcık Sanat
Alacakaranlık Kuşağı (kaldı mı bilen acaba? Yok güzelim, Rick & Morty değil, o buna gönderme aslında..)

Spoiler olmasın diye isimler (“titles”) gizlenecektir. “Acaba bu düşündüğüm mü?” diye düşünecek olursanız da eserin yılı falan filan…

Okumaya devam et “İki fülm, bir kipat, bir dizü bir fülm kuşağı… (dürürü-rü, dürürü-rü!…)”

Flora (ve biraz da fauna)

Evimiz yeşillikler içerisinde. Aslında hemen paralelinde metro istasyonu (Nanchen), onun karşısında da alışveriş merkezi (Oasis) var ama peyzaj projesini (şu yaşımda “peyzaj projesi” diye bir laf ettim ya, mimar arkadaşlar sağolsunlar!) güzel yapmışlar, dört bir yanımız ağaçlarla sarılı olduğundan medeniyet içinde değil de, doğa içinde yaşıyoruz!

Sabahları şu görüntüye uyanıyorum:

Perdeleri açın bakın / dışarıda güneş hava gayet aydınlık / perdeleri açın açın / dışarıda güneş var güneş!..
Okumaya devam et “Flora (ve biraz da fauna)”

Alışveriş çılgınlığımız (ve biz…)

Bugün ayın 19’u, 19 Kasım. Bu demektir ki 11.11 geçeli bir haftayı bile aşmışız ama çok çılgın günlerdi gerçekten de. Neredeyse geldiğimizden beri yazmak istediğim bir şeydi Çin’de online alışveriş, kısmet bugüneymiş (ekmeğimizi bile internetten sipariş edip kargoyla aldıktan ve dahi ürün iademizi de yapmayı becerdiğimizden beri artık biz de kurdu olduk gibi gibi bu işlerin).

Daha önce birkaç kere bahsettim, Çin’de aliexpress veya temu yok çünkü onlar Çinlilere değil, ihracat yaptıkları ülkelere yönelik icatlar. Burada aliexpress’in sahibi alibaba’nın alipay’i ve taobao.com’u ile Weixian’ın meitutan’ı ve jd.com’u var mesela, girişte sizden Çin telefonu ve dahi kimlik kartı kontrolü (kimlik kartı yoksa pasaportunuzu) istiyorlar.

Okumaya devam et “Alışveriş çılgınlığımız (ve biz…)”

Karacaoğlan

Bu aralar giderek daha aklıma yatıyor erkeklerin söylediği bütün şarkıların/türkülerin aşka dair olması gerektiği. Bizim evin karşısındaki ağaçlıkta bir kuş var, her sabah ötüyor da ötüyor, hiç karşılık almadı geldiğimizden bu yana geçen 2 ay boyunca. Erkeğin (disclaimer: heteroseksüel / kadınları etkileme – bence yönelimin yönü önemli (Çince’de kadın “女” (nü), erkek ise “男” (nan) karakterleri ile gösteriliyor (bkz. hem okunuş hem yazım!). Rönesansta olsun, başka zamanlarda olsun, kadın estetikliğiyle, arzu nesnesi olarak dominant şekilde giriyor eserlere) ama size uymuyorsa tabii ki siz nasıl dilerseniz öyle yorumlayın / ben doğayı baz alıyorum, erkek: tüylü/yeleli/kıllı/süslü tavuskuşu, dişiyi etkilemeye çalışan, öten, dans eden, dişinin kuyruk tüyleri uğruna kendisini maymuna çeviren cins, şimdi ben de Rowling gibi patlarmışım! 8) sanattaki tüm amacı bu olmalı, örneğin:

Kadehinde zehir olsa, ben içerim bana getir
Dudakların mühür olsa, ben açarım bana getir
Ağladığın geceleri, kalbindeki acıları
Çekinmeden bana getir, sen tükenme beni bitir

Aşk bağının gülü ol da, dikenini bana batır
Bakma canım yandığına, sorma benim halim nedir
Ağladığın geceleri, kalbindeki acıları
Çekinmeden bana getir, sen tükenme beni bitir

Hikmet Münir Ebcioğlu (Fecri Ebcioğlu’nun nesi oluyor acaba?)
Okumaya devam et “Karacaoğlan”