Başıma gelenler… hep senin yüzünden!

Yazmak istediğim şeyler şüphesiz bunlar değil ama o kadar yer gezdik, yazıp aradan çıkarmak lazım. O halde hızlı bir parça çalmaya başlayalım (konuyla alakalı tavsiye: The Vapors – Turning Japanese), kısa kısa yazalım izlenimlerimizi yediğimizi içtiğimizi, geçelim geride bırakalım koşalım uçalım! (wo men chu faaaaa! ikimashooooo!!!! ^_^ )

I want a doctor to take your picture
So I can look at you from inside as well
Okumaya devam et “Başıma gelenler… hep senin yüzünden!”

Yazacak ne çok şey var!

Merhaba sevgili okuyucu! İki gündür yataklardaydık, bugün biraz daha iyiceyiz. Ciddi bir şey yok, yorgun düşmüşüz sadece (gezmekten bu arada, yani insanın derdi olacaksa, böyle olsun, değil mi! 8)

Bu da bir aylık bilançomuz:

“Çin Kazan Biz Kepçe” başlıklı çalışmamız
  • 25-26 Nisan: Suzhou (100 km)
  • 2-4 Mayıs: Zhangjiajie / Tianmen Dağı / “Avatar” Dağları (1280 km)
    • 4-5 Mayıs: Fenghuang (Zhangjiajie’den 200 km)
  • 9-10 Mayıs: Xi’an (1380 km)
    • 11-13 Mayıs: Pekin (Xi’an’dan 1080 km) [Ben Pekin’e gitmeyip, güzel Şanghay’ımıza döndüm, Nergis Hanım et al. gittiler]
Okumaya devam et “Yazacak ne çok şey var!”

Gençliğimizin Hayaleti

Vampire Weekend – Cape Cod Kwassa Kwassa

Gençken, güzelken, daha her şey yeniyken meşhur olduk. Başka bir şeyler de yaptık ama hiçbiri o ilk seferin yanına yaklaşamadı. Çok çabaladık, başaramadık. Yeni yaptıklarımızdan beğendiklerimiz de oldu, fırsat vermediler; hep o eskileri andılar, hep o eskileri istediler. Gençliğimize esir düştük. 50 yaşımızda hâlâ ilk gençliğin aşk sancılarını anlatıyoruz. Gençliğimizden kaçamıyoruz. Kaçsak bile bir süre sonra geri dönüyoruz, o hayata geri dönmek istiyoruz, o da olmuyor. Dağılıyoruz, birbirimizle görüşmüyoruz, sonra dayanamıyoruz. Artık pek kimsenin de umrunda değiliz. Aptal bir reklam için teklif geliyor, parası bu halimizle bir yılda kazandığımıza denk ama kalan bir gramlık özsaygımızı da yerle bir edecek türden bir reklam. Kabul ediyoruz, hem ne fark edecek, kimin umurunda. Maymun, sincap, tavşan kıyafetlerini giyiyoruz, bir zamanlar tüm içtenliğimizle, sevgimizle, tutkumuzla söylediğimiz şarkıyı bu sefer şampuana övgü sözlerle söylüyoruz. Paramızı alıp, bir daha birbirimizin yüzüne bile bakamıyoruz. O kadar.