Berber önemli bir iş. Öyle kafanızın estiğine gidemiyorsunuz, bir kere muhteşem hafızaları var bu meslek sahiplerinin, kendi müşterisi değilseniz hemen anlıyor, arada kendi berberinizi bırakıp da bir başka yerde kestirdiyseniz onu da biliyor, böyle değişik bir olay. Ve ben her gittiğim yerde bir berber sorunsalından geçiyorum ilkin. İstanbul’da yaşarken yıllar boyu (üniversite yıllarım) Ankara Esat’taki “Astronot Erkek Kuaförü”nde kestirdim saçlarımı. Ankara ziyaretlerimin arası da maksimum 2-3 ay olduğundan, çok da sorun olmuyordu berberimle evimin arası.
Okumaya devam et “Bir berber(den) bir berbere…”Şanghay, Medium Place gibi… (‘kılçıklı’)

Burada bir buçuk ayımızı doldurduk, hatta eve yerleşmemizin üzerinden bile bir ay bir hafta geçmiş… Bu zamana kadar düzeni oturturduk diyorduk ama her şey hareket halinde, biraz daha bekleyelim bakalım. Şanghay’daki hayatın bendeki başlıca yansıması bu oldu: hiçbir şey beklediğiniz gibi gitmiyor, hatta Ece’nin sevgili arkadaşı Sude’nin deyişiyle “kılçıksız” olmuyor, olamıyor. Küçük dertler, öyle 100.000 kağıt kesiği de değil tabii ki, yok artık, daha neler, keyfimiz yerinde çok şükür ama A noktasından B noktasına gideyim dediğinizde, illâ beklenmedik bir faktör oluyor (hiçbir şey olmuyorsa dil faktörü var). Nergis Hanım haklı olarak “Çin’e geldik, burası Çin, en doğal şey her şeyin farklı olması” diyor. Haklı.
Okumaya devam et “Şanghay, Medium Place gibi… (‘kılçıklı’)”Şanghay, Şanghay!…
Merhabalar, Şanghay’daki 4. haftamızdan ni hao!
Her şey yolunda çok şükür. 4 Eylül perşembe günü bizim için kritik bir gündü çünkü o gün konsolosluktan haber çıkmasa idi, vize işleri bir sonraki haftaya devredecekti, uzayacaktı, daralacaktı, sıkışacaktı (zaten 1 hafta rötarlı gidiyorduk). Perşembe öğleden sonra haber çıktı, cuma vizeli pasaportlarımızı ve pazar gününe uçak biletlerimizi aldık, pazartesi akşamı Şanghay’a indik.
İlk bir hafta otelde kaldık. Otel kampüsün içerisinde, kampüs çok güzel, yemyeşil, onun içerisinde de bir göl var. Örneğin şu resmimiz o gölün oradan (maşallah maşallah! 8):

Kokusuz Küllük – Söndürmeden Atınız

Merhabalar, son yazıdan bu yana bir dolu bir dolu şey oldu, anlatayım…

Vardır her otun çiçeği,/Bilmesek de/İsimlerini — Sampu
15 günlük Shanghai ziyaretimizden uzuuun fakat çok şükür olaysız, rahat bir yolculuğun ardından bu sabah Ankara’ya döndük. Yediklerimiz bizim olsun ama her gün bir başka nefis şey yedik. Gezdik de epeyce (çoğu sağanak yağmur altında — havası çok nemli ve sıcak), neyse ki şansımıza son hafta güneşli günler geldi, oradaki Disneyland’in tadını çıkardık (gerçi orada da raft macerasında sırılsıklam olup yeni kıyafetler aldık ama hatıra hanesine kaydettik 8).
Okumaya devam et “Vardır her otun çiçeği,/Bilmesek de/İsimlerini — Sampu”