aka, “gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar”. Annie Hall, sizin de büyük ihtimalle bildiğiniz gibi, şu sözlerle başlar:
Annie and I broke up.
Woody Allen, Annie Hall (1974)
Öyle başlamıyormuş. Zaten ben de her ne hikmetse Annie Hall diye Manhattan’ı indirmişim. Bat dünya bat. Oğuz Atay, bilemediyseniz. Miranda July’ın arabasının ön camına yazdığı mesaj. Zor durumlar. 8500 km dile kolay, olmuyor. Boşa yazıp durdum. Yok kimse. Metin Altıok, Evde Yoklar. Başka? Edip Cansever, Ya Alkol Olmasaydı. “İyi akşamlar gençler, alkol var mı?” — Kilink, serseri polise pandik attı. Durum çok fena amirim albayım.
Leman. Fena halde. Bravo yani. Alkışlar bana. Hep bana.
Aynalar yasaklanmalı. Dışarıdan görüntüleyen her türlü teknoloji yıkılmalı (Butlerian Jihad). “En büyük hazinemiz aklımızdır.” — haydi oradan! (yine de: Sevgili Bilge, Bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş
olsaydım.) Aradığımı da bulamıyorum (“herkes ama her şey ölsün lütfen”).
Yalnız.
aka, bir başkası için koca bir can sıkıntısından başka hiçbir şey olmadığınızı anladığınız o “nadide” an. 8P (cue in Michael Giacchino)
(…) şimdi Marshall McLuhan’ı kolundan tutup getirdi.
“Stop me before I make a complete imbecile of myself.”
stop me, ah-o-oh stop me, stop me if you’ve heard this one before (nothing’s changed, I still love you, oh I still love you, only slightly less than I used to, my love…)