Çok hareketli geçiyor bu günler… Ece’nin arkadaşı gelmişti ziyaretimize iki haftalığına, Ece stajda iken N. Hanım’la gezdiler, bütün taraflar açısından gayet keyifli ve verimli oldu, onu evvelsi gün uğurladık. Onun gidişinden 5 gün evvel de bizim 7 kişilik dev kadro arkadaş grubumuz (ŞDSBEHL) Şanghay’ımızı şereflendirdi, genelde biraz öyle biraz böyle takılsak da, pekâlâ 11 kişi tam kadro şenlendirdiğimiz de oldu Şanghay yollarını. Dün de bölümde ilk tanışım olan, bize ennn kritik ilk “ne nerede bulunur, nasıl yapılır edilir”lerimizi öğretip Çin’de hayatta kalmamızda en büyük payları olan Julie & Taikang ile buluştuk: bizim ayaklarımız üzerinde durabilir (şimdi düşündüm de “ayaklarımızın üzerinde durabilme” biraz abartılı olmuş, onun yerine “emekleme pozisyonunda devrilmeden durabilme” diyelim) duruma geldiğimizden az bir süre de doktoralarını yapmak üzere Almanya’ya gitmişlerdi, işte tatil dolayısıyla Çin’e dönmüşler (haftaya da nişan yapacaklarmış, ne güzel haberler bunlar! 8). Gelişimizde tanıştığımız sevgili arkadaşlarımızla, gidişimizde de görüşüp, bir nevi ucundan Çin çemberimizi tamamladık gibi oldu.
Kısmetse 20 gün sonra yurda doğru kanat açacağız, N. Hanım’da heyecan varmış, bende yok, şimdi önceden anlatmış mıydım, hatırlayamadım ama Eki’nin süper bir anekdotu vardı: ortak bir arkadaşımız vaktiyle staja(?) ismi lazım değil, bir telekomünikasyon şirketinde çalışmaya başlamış. O ilk günün akşamı kapı çalar, Eki açar, karşısında ortak arkadaşımız, epey sarsılmış bir şekilde (abartıyorum tabii ama abartmazsam tadı olmaz 8), “hani ahizeyi kaldırıyoruz, dııııııııt sesi geliyor ya, işte o bir mucize!” deyip Eki’ye sarılmış. Misal de şöyle bir şey olsun:

Burada çok şükür, çok ama çok güzel ve dahası çok farklı bir yıl geçirdik. Alışana kadar epey sıkıntı çektik tabii, doğrudur. Ne demişti N. Hanım? “Burası Çin! Buradan daha farklı bir yer olamaz sonuçta.” Ama bizim arkadaşlar gelince fark ettik ki “alışmak” ile “rutini oturtmak” meğerse dağlar kadar apayrı şeyler imiş bu alemde… Biz sadece bizim yediğimiz balıkların “kılçıklarını” ayıklamayı öğrenmişiz meğerse. Yeni kişiler: yeni ihtiyaçlar, tercihler, yeni kılçıklar demekmiş, Çin’de yaşam hakikaten de zormuş! Öyle, sıkıntıları biz çekiyoruz diye de sanmayın, çoğunda arkadaşlarımızın her köşede duvara toslamalarına gözlemci kabilinde “pasif izleyici” olarak katıldık, bizim payımıza da tabii birkaç elma düştü (polis burada çok haklı!).
Sonuçta, ne diyorduk: Burada çok şükür, çok ama çok güzel ve dahası çok farklı bir yıl geçirdik. Ama yine çok şükür, dilini, adetini bildiğimiz güzel yurdumuza dönüş vaktimiz de yaklaştı. (Uçaktan inilir, diyelim ki servis otobüsüyle taşınacaktır yolcular havaalanına, hostes N.’ye sorar: “eşiniz niye yeri öpüyor?”). Yine gelirim tabii, hatta büyük ihtimalle seneye yazın bir 15 günlüğüne ama maks o kadar, çok teşekkür ederim Wang Li Yu Feng, yok hiç olur mu, sizinle hiç alakası yok, benden kaynaklı, tabii ki, yoksa aşkolsun, bak n’olur sakın öyle bir şey düşünme aman, hiç yani… ayıpsın.
“Meyyo”. Yazıyla: 没有. Çince’de en çok kullanılan kalıp, ona eşlik eden kol hareketi de var (evet, kol). Yakın/uzak zamanda buralara gelmeyi planlıyorsanız (ki, gerçekten çok tavsiye ederim, fantastik bir ülke, her biri birbirinden değişik, cennetten çıkma yerleri var), bir kenara yazın, zaten 10. dakikada karşınıza çıkacak (çıkaracaklar). [“méiyǒu” yazılır, “meyyo” okunur, “yok, olmaz, mevcut değil, kalmadı” şeklinde, her türlü sorunuza cevap olarak sunulur.]. Gördüğünüz üzere ey sevgili kâri, benim kotam/istiap haddim, artık ne derseniz deyin, dolmuş durumda. İyi ki de gelmişiz buralara, yaşamışız, öğrenmişiz ama ne demişler: misafirin güzeli (ben) …, “ziyaretin iyisi …” (bu ay sonunda hayırlısıyla inşallah).
Hamiş: Levent sağolsun yüklü gelmiş, 10.5 aylık puro hasretimi güzelce sonlandırdım, sonlandırıyorum, güzel gidiyor, özlemişim. Puroyu özlemişim ama arkadaşımla tüttürmeyi, arkadaşlarımı daha da özlemişim tabii… 8)
Hamiş #2: Bugün aklıma takıldı bir melodi, Beach Boys olduğuna neredeyse eminim, ara ara, dinle dinle dur, Herman’s Hermits “Into Something Good” çıktı sonunda (nakaratı Beach Boys’un “California Girls”ünü andırıyor ya, ondan olacak). Ama kafamdaki onların orijinali değil de, The Bird & The Bee’nin cover’ıydı (onlara ulaşana kadar bir dolu Nouvelle Vogue ile She & Him dinledim).