Dün akşam, gece, her neyse, yenilerden, dizilerden seyredecek bir şey bulamayınca ne zamandır izlemeyi planladığım Gilmore Girls’ün “A Year In Life”ını açtık, ilk bölüm, kış.
Şarkılar çalınca altyazıda da belirtiyordu “şudur budur” şeklinde. Gilmore Girls’ü de izlemeyeli epey olmuştu, iyi geldi – A Year In Life’tan beri bile 10 yıl geçmiş bu arada (hesapta James Sweeney’in filmleri yazarken GG bağlantılarından da bahsedecektim, uçmuş gitmiş (it’s Jess, always Jess)). Güzelce izledik, ekran kararırken Dolly Parton’dan “Here You Come Again” çalmaya başladı, altyazıda ise “[some country song]” yazmaz mı! Sinir oldum. Dolly Parton. Koskoca Dolly Parton ya, onun muhteşem “Here You Come Again”i, “[some country song]” ne demek, indir o eli, bir kere öncelikle “Sayın Dolly Parton Hanımefendi’nin pek muhteşem ‘Here You Come Again’i” diyeceksin. Nergis Hanım’a aktardım bu son sıkıntımı, Dolly Parton’ın nasıl bir azize olduğunu, ne büyük hayırlara imza attığından, mütevaziliğinden bahsettim (Nergis Hanım da -özellikle şu son Çin maceramızla birlikte- azize mertebesine erişti bu arada: bir düşünsenize, siz benim bu ahkâmlarıma sadece -ve kendi hür iradenizle, sizin istediğiniz zaman- bu blog üzerinden mazur kalıyorsunuz, çok sevgili N. Hanım ise 7/24 bu cefayı çekmekle yükümlü!).
Komik ve hüzünlü bir şey olarak peşinden Drunk History’nin ilgili bölümünü izledik, siz de dilerseniz buyurun buradan yakın:
Peşinden de ünlü, çok ünlü arkadaşlarıyla, onların şarkılarını söylediği son albümü ‘Rockstar’dan, Ringo ve Paul ile söyledikleri ‘Let It Be’yi çaldık, bayrağı astık, kapanış.
Bu sabah uyanmış, telefonu açmıştım ki, google’dan acı haber düştü feed’ime. Honky Tonk dilinde söyleyecek olursak: İki saat kadar önce, dünya bir meleğini daha geldiği yere uğurlamıştı…
Okumaya devam et “Hello Dolly!”