Ex-Kampüsüme Güz Gelmiş!

Geçen sene bu zamanlar, dünyanın hemen hemen öbür ucunda yepyeni kültürel ve teknolojik şeylere alışmaya çalışırken, doğa da bizi pas geçmemiş, inanılmaz, muhteşem ve bir o kadar da şaşırtıcı osmanthus çiçekleriyle kucak açmıştı o yeni mekânımızda! Krizantemlerin Caponya’yı temsil etmeleri misali, osmanthus da bizim için Çin’in güzelliği olmuş idi. Sonrasında osmanthusların memleketi Guilin’de (ki osmanthus çiçeğinin Çince’si ‘guihua’ (桂花) olup, kasabası olan Guilin’in (桂林) tam olarak da kelime anlamı ‘osmanthus ormanı’ oluyor) doyuma ulaşmıştık…

Dün Shanghai Üniversitesi’nden feed’imize düştü: osmanthuslar açmıştı! İnsan böyle bir haberle bir anda aşırı bir mutluluk seviyesine ulaşabilir mi? Eğer başınıza gelmişse evet!..

Bundan sonrası paso resimler… Güz resimleri, osmanthus resimleri. Çok yakından bakarsanız belki kokusunu da duyarsınız.

Okumaya devam et “Ex-Kampüsüme Güz Gelmiş!”

Gürer Bey y moi (daha çok: moi)

Porco Rosso‘yu çok severim ama ne zaman kendime pay çıkarmaya kalkacak olsam, Gürer Bey girer araya zira bende 1 birim Marco’luk varsa, Gürer Bey %300 halis Marco’dur. O halde ikimize gelsin:

Sene 1929. Gürer Bey ile ben, giden Gina’nın arkasından bakakalırken…

(Gürer Bey’le de birkaç hafta evvel, yıllardan sonra, ekrandan görüştük; ne iyi oldu, ne çok severim!)

Okumaya devam et “Gürer Bey y moi (daha çok: moi)”