The sense of an ending…

Bir tanıdığımın çok yakın bir arkadaşı vardı (buradaki “bir tanıdığım” ben değilim (bana da sıra gelecek, merak etmeyin) ve bu olay 15 yıl kadar önce oldu). İlkokuldan beri canciğer arkadaştılar, yedikleri içtikleri ayrı gitmezdi. Sonra bir gün bu ayrılmaz ikiliden biri dostluklarını bitirdi. Bir gerekçe göstermeden, bir küskünlük olmadan. Arayınca konuşuyordu, kısa cevaplar, yazınca cevaplıyordu evet/hayır şeklinde ama sohbet uzamıyordu, başlamıyordu bile, nasıl uzasın!.. Diğeri (benim tanıdığım yarı), tahmin edeceğiniz üzere gerçekten çok üzüldü, haftalarca, aylarca bu ayrılığın sebebini anlamaya çalıştı. Bir süre sonra o da vazgeçti, vazgeçmek zorunda kaldı. Sanıyorum son iki senedir doğum günlerinde mesajlaşıyorlar: “doğum günün kutlu olsun.” “teşekkür ederim.”

Little Manhattan (2001)
[bu oğlan (Josh Hutcherson) büyüyünce fırıncı olacak, Katniss’e ekmek verecek, ondan öpücük alacak daha…]
Okumaya devam et “The sense of an ending…”